|
|
|

m. ermiş, a. soykan, m. yaprak, m. mırsal ve poyralı köyünden fikret abi
Dilencinin Efkarı
Bir dilenci yol boyunda
Hiç sakatlığına dayamış sırtını
Çok yüzsüzlüğünü çarpılmış
Dileniyor
Gelip geçenler önünden
Kimi yirmi beş kimi elli ve kimi yüz kuruşluk olan
Bu değerli acımaları
Çarçur bir kılığa bürüyüp
Açılmış ellerine dilencinin
Şıngır da mıngır atarken
Karşıdan gelen bir yosma
Kimi yirmi beş kimi elli ve kimi yüz kuruşluk olan
Bu değerli acımaların
Zavallı acıyıcılarına inat
Açılmış ellerine dilencinin
En kahreden bir yürüyüşle
Memelerinin ırgalanışını bırakıyordu
Ve bu meblağı dilenci
“Muradın tez olsun” abla diyerek
Yürek cebine koyarken
Pantolon cebinden çıkardığı gelincik sigarasını
Halkın acımasından mı
Yoksa
Böylesi bir yosmanın o kahreden
Yürüyüşünden mi olacak bilmem
Efkarane yakıyordu
Güneş hanidir vakti omuzlayıp
Tepelerin ardında
Tepesi atan bir yoksulun
Kan çanağı gözleri gibi
Kan içinde batarken
Bir dilenci yol boyunda
Olmakta olduğunu akşamın
Batan güneşten değil
Cebinin şişkinliğinden anlıyordu
Anladığı gibi tefecinin
Doymakta olduğunu yemekte nasılsa
Şişmesiyle göbeğinin
Alaaddin SOYKAN
Damla sayı 20 (ağustos eylül 1991)
Alaaddin ağabeynin yeni kitabı hatta toplu şiirleri yeterince gecikmedi mi ey erenler?
Ne dersin Muammer abi?
|
|