Christoph
Martin WIELAND
(1733 -1813)
Babası rahipmiş, annesi ev hanımı. Çocukluğunda; aldığı
eğitimin etkisiyle olsa gerek sofunun tekiymiş. Pierre
Bayle'nin yazdıklarını okuduktan sonra değişmiş. 16 yaşında
iken dinsiz diye okuldan atılacakmış az kalsın. Felsefe
eğitimini yarım bırakıp hukuk fakültesine geçmiş. Kendini
tümüyle edebiyata vermek için 1952'de üniversiteyi terketmiş.
Derken nişanlanmış ama yeğeni Sophie 1753'de nişanı bozmuş.
1754-59: Zürih ve Bern'de
özel öğretmenlik yapmış. Julie ile nişanlanmış. Ancak
bu nişan da bozulmuş.
1760:
Henüz 27 yaşındayken Biberach Senatörü seçilmiş. Aynı
yıl divan direktörü de olmuş. İşi iyi ve kolaymış. Bol
bol gözlem yapmış. 1761'de Christine'e aşık olmuş ama
onunla da evlenememiş. Sorun mezheplerle ilgiliymiş. Kız
katolikmiş, oğlan protestan. Ancak 1765'de Anna ile evlenebilmiş.
Otuzaltı yıllık mutlu bir evlilikleri ve 14 çocukları
olmuş.
1769:
Erfurt Üniversitesine felsefe profesörü olarak atanmış
da sıkıcı ve bağnaz Biberach'den kurtulmuş. Kısa sürede;
Erfurt kenti Wieland'dan, Wieland da Erfurt'tan sıkılmış.
Baskılar artınca Leipzig'e oradan da Koblenz'e gitmiş.
1772'de prensi eğitmek üzere küçük Weimar'a davet edilmiş.
Prens kocaman olunca serbest yazar olarak Weimar'da yaşamaya
devam etmiş. Weimar onu sevmiş, o da Weimar'ı. 177'de
Teutser Merkur dergisini çıkarmaya başlamış.
1774:
Yazmaya başlamış Abderalılar'ı, 1781'de bitirmiş. Bu eserinde;
gözlemlerinden çok yararlanmış. Beş kitaptan oluşan bu
eserin sonuna bir de Anahtar eklemiş. Çok sayıda epik
şiir, manzum hikaye, tiyatro eseri ve roman yayımlamış.
Çook çeviriler yapmış.
1801'de
eşini kaybetmiş, 20 Ocak 1813'de kendini. Cenaze töreninde
Goethe içli bir konuşma yapmış.
Yaşadığı
sırada Goethe ve Schiller'in gölgesinde kaldı; bu iki
zirve ile aynı dönemde yaşaması büyük şanssızlıktı denmiştir.
Anlatılardan yararlandığı için de eleştirilmiştir. Değeri,
ancak XX. yüzyılın ikinci yarısında anlaşılmaya başlanmıştır.
Cervantes, Swift ve Voltaire çapında bir hiciv ustası
(heccav) olduğu kabul edilmiş. Tabii ki Abderalılar da
bir klasik oluvermiş bu arada.