Hüzünlü
Portreler
(Muammer Mırsal Sistem Ofset Matbaası 2000)

Fikret
Sarıoğlu Cahit Arf ve Ece Ayhan'a ithaf edilmiş olan kitabın
kapağında Fikret Sarıoğlu'nun bir fotoğrafı var.

Birkaç
ay önce Kırklareli İl Halk Kütüphanesi'nde gördüm Hüzünlü
Portreler'i ilk kez. Şöyle bir göz attım. Hiç değilse
kapağını ve ithaf sayfasını fotokopi çektireyim dedim
amma çok sıra vardı. 7 Haziran 2003 cumartesi günü ise
Şair'in Yeri'nde gördüm ve ödünç aldım. "Mülayim Tirfil
Ağabey'e ve ailesine sağlık ve mutluluk dilekleriyle"
diye imzalamış 13 Aralık 2000 tarihinde Mırsal.
Kitabı
benden önce emekli tarih öğretmeni, şair, araştırmacı
ve yazar Selehattin Demiraco okumuş. Çok beğenmiş, özellikle
Salah Birsel ile ilgili yazıyı. 14 Haziran 2003 cumartesi
günü Topçu Baba Etkinlikleri'nde gördüm Demiraco'yu, Kofçaz'ın
Topçular köyünde. Epey dertleştik, bir ara Mırsal'ı sordum.
"Erenler köyünde bulabilirsin kendisini" dedi. Ya nasip!
1957
Erenler (Pınarhisar) doğumlu imiş Mırsal. Harp okulunu
bitirmiş. Darbecilik akımlarına hiç bulaşmamış. 1986 yılında
Yüzbaşı iken bir kaza geçirince emekli olmuş. İngilizce
öğretmenliği yapmış. Ufuk Uras'ın yanında yüksek lisans
yapmış, doktorayı yarım bırakmış ANLADIĞIM KADARIYLA.
Bir de problemli bir evliliği ve bu evlilikten Devran
adında bir oğlu olmuş. Herhalde bitmiştir o evlilik diye
düşünüyorum. Yazdıklarına bakılırsa bu evliliğe bir nokta
koymayı kafasına koymuş çünkü Mırsal.
Kahve
ve otel işletmiş. Pedagoji eğitimi aldıktan sonra dostu
Malcom'un sayesinde okul yönetiminin öğrencilere yılıştığı,
öğretmenler odasında öğrencilerin en mahrem dedikodularının
yapıldığı Akasya Kolejinde staj yapmış.
Akademisyenlerin içyüzlerini görme şansı olmuş. Şirin
ve demokrat akademisyenlerin ne denli despot, sinsi, kıskanç
ve bilim katili olduklarını görmüş. 1991 yılında Marmara
Üniversitesinde pedagojik formasyon kursu almış. Harp
okulunun Marmara üniversitesinden daha sağlıklı olduğunu
görmüş.
Atletizm
yapmış, basketbol oynamış... ÖDP Fatih örgütünde çalışmış.
Kendini
anlattığı "Gerçeğin Rüyası" adlı yazıda bir Jurnal (Cemil
Meriç) tadı ...
Yazdıklarından
Notlar
Nedense
ya laiklik elden gidiyor, ya da din 351
Tümüyle
gübreleşmiş bir toplum...292
Şiire
en elverişli yaşlar 16-25 yaşlardır. Daha öncesi çok erken,
sonrası biraz geçtir. Kırk yaştan sonra ise şiir yazmak
için geç kalınmamış, ölünmüştür. (Cemal Süreya'dan alıntı
? )
Bugüne
değin Türk basınının MİT'in bir şubesi gibi çalıştığını
kimse açıkça ifade edememiştir ( İ. Beşikçi'den alıntı
? )
Şefler,
şeyhler yaratarak özgür olamayacağımız bilinsin istiyorum
(91)
Nedense
Trakya ileri özellikleri olan bir yöre olarak anılır.
Oysa demokratikleşme mücadelesinde Trakya kadınını görmek
için büyük mercekler kullanmak gerek (98).
Bugüne
değin Türk basınının MİT'in bir şubesi gibi çalıştığını
kimse açıkça ifade edememiştir ( İ. Beşikçi'den alıntı
? )
"Bilim
Yuvası" ile "Kartal Yuvası" arasında özgürleşme, demokratikleşme,
sivilleşme adına fark olmadıkça kayıp anlarımız, kayıp
yıllarımız her yılbaşı artarak devam edecek 138
Aşkın
İlahi bir yanının olduğunu sanıyorum 160
12
Eylül günlerini bekar yaşamış olduğum için şanslı kabul
ederim kendimi 166
Türk kadınının laik ve Atatürkçü olduğunu kabul edebiliriz.
Çünkü subayları çok seviyor, onlarla evlenmek için can
atıyorlar En azından 70 ve 80'lerde öyleydi. 166
Kedimi
yazar hissedecek kadar deli ve aptal olmadığımın ayırdındayım
168
Bu
ülkede ne IRA filmleri yaşanıyor sahiden 168
Ülkemizde
üç çeşit aydın olduğunu düşünüyorum:
1. Devlet aydını
2. Cemaat aydını
3. Vatan haini aydın 185
ÖDPlilerin
çoğuna polis elbisesi giydir, hiç yadırgamazlar 246
Ailemizden
miras ya da talih oyunlarından biri yüzümüze gülmesi dışında
"despotik kurumlara cepheden bakarak" sivil insan olarak
yaşama şansımız yok bu ülkede (29)
Sabahın
telaşı ile donunu giyen kendini dışarı atıyor.Ve işyerlerinde
kahvaltı yapıyorlar çoğunlukla. Mesai saati içinde kahvaltı
yapılmasına izin veren alan insanların ilişkileri de hesap
işi olsa gerek.Demokratik hakkını kahvaltı kontenjanına
kullananın eylelemlilik hak talebinde bulunma kontenjanı
da kapalı olabilir, oluyor da zaten. Öğle yemekleri doğallıkla
ev dışında oluyor... Üç öğünü birlikte yiyen aile gerçek,
üç öğünü de dışarıda yiyen aile sanal bence (33-4).
Geleneklerimizden
bir çoğu yaşatılmaya değer nitelikte. Doğrudan despotizmi,
hiyerarşiyi barındıran birçok geleneğimize de karşı çıkmalıyız...Tezer
Özlü'nün güzel bir sözü var: "Köylüler köylerinde güzel"
misali geleneklerimizi kapitalizm ile kıyas ederek modern
olduğumuzu açıklamaya kalkmayalım sakın... Murathan Mungan'ın
"Feodalizmin bazı değerleri daha insani" deyişine yürekten
katılıyorum. Birebir insan sıcaklığını kapitalist ilişkilerde
bulmak mümkün değil. Yine Murathan Mungan'ın "Köyünde
namus uğruna adam öldüren insanın Laleli'de kadın pazarlamasını
nasıl açıklayacağız" (34-5).
Doğuda
klasik militarist kurumlar ve bürokrasi devletin görünen
veya bilinen temsilcileri kabul edilir. Oysa ki bazen
aileniz, bazen komşunuz, bazen öğretmeniniz, bazen eşiniz,
bazen de en yakın arkadaşınız devlet olarak çıkar karşınıza.
Ama her durumda yaşlılar devletin temsilcisi olarak karşınızda
durur. Bu yaşlıların gençlikleri devlete karşı söylemlerle
geçmiş olmasına rağmen (36).
Seçimi
kazanan anlayışların yüzde yüz karşı düşünceye sahip olsam
da seçim engellemelerin onaylamıyorum. Çünkü engelleyen
güçler laiklik adına yola çıktıklarını söyleseler de laiklik
değil sıkıntıları. Sorun egemen güçlerin ve bağlandıkları
çıkar ilişkilerinin devamına ilişkin tehlikelerin ortaya
çıkmasıdır (38).
Cezayir'deki
FİS önderliğindeki hareketin antikapitalist öğeler taşıdığını
tahmin ediyorum. Öyle sanıyorum ki esnaf-tüccar öncülüğündeki
güçlerin (sosyal ve kültürel uygunluk temelinde) tekelci
sermaye ile çelişkileri kaçınılmaz. Fransa'ya karşı Ulusal
Kurtuluş savaşı vermişsiniz amma askeri, ekonomik tüm
örgütlenmeler Fransız anlayışına sahip. Ordu mensupları
özel villalarda ikamet edebiliyorlar...(39).
Eylemlilik
sonrasını cami sonrası topluluk anlayışına dönüştürmemeliyiz.
Eylemlilikten sonra davamızı tamamladık huzurluluğu ile
kahvehane, birahanelere doluşmamalıyız. Bir eylemlilik
sonrası bir öğretmen dostum ile bir birahaneye gitmiştik
ve TV'de Özal İngilizce konuşuyordu. Dostum Özal'ın çok
berbat İngilizce konuştuğunu söyleyince şaşırdım. Sordum
kendisine, İngilizce biliyor musun, diye. "Hayır, hiç
bilmiyorum ama bu adamın çok kötü İngilizce konuştuğunu
hissediyorum" dedi. Eylem sonrası Özalizm politikalarına
karşı gelmek ile Özal İngilizcesine karşı gelmek arasındaki
ayrımı kavrayamadığımız sürece ilkellik, hayal kırıklığı,
geçicilik, ezilmişlik hep bizimle olacak korkuyorum. Demokratik
mücadele entelektüel düzeyin yükselmesiyle başlayacak
gibime geliyor (41).
Köyümde
gördüğüm manzarayı hiç unutmam. Vatandaşımızın biri yeni
bir traktör almış ve kahvedekiler hemen traktörün başına
üşüştüler ve bana hoş geldin demeyi unuttular... Makineleşmenin
köylü duygularını mekanikleştirmesine şaşmamak lazım.
Köklerime saygısızlık yaparak onları hor göremezdim. Çocukluğumun
güzel çirkin tüm anılarını bu topraklarda yaşadım. Gidilecek
başka toprak mı var? Onlar hatalarını, yanlışlarını hemencecik
tamir etmesini de bilirler (43).
Solun
teorik yoksulluğu bölünmüşlük olarak ortaya çıkıyor...
kendi tarihimizi bilmiyoruz (Y. Küçük'ten ? ).
Türk
solu Kemalizm'i kullanma dahası yararlanma yoluna gitmiştir
(İ. Beşikçi'den alıntı ?)
Çocukluğundan
beri Bilim ve Teknik alırım. Cahit Arf'ı orada tanıdım...
Geçenlerde kaybettik Cahit Arf'ı. Yaşamını, kendisi için
yazılanları okudum. Gözümden yaşlar boşandı... 40 yıldır
emek verdiği öğrencileri nerde şimdi? YÖK'te köşe kapmaca
mı oynuyorlar?.. Dünya matematik bilimine geçmiş tek bilimcimizin
cenazesine, neredeyse tuvalet açılışları yapmaya hazırlanan
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in gitmemiş olması ötesinde
hiçbir demeç dahi vermemiş olmasını doğal karşılasam olmuyor,
acaip karşılasam olmuyor... (50-51)
Mehdi
Zana Kürtçe konuşma yaptı. Bir an Kürt sorununu burada
çözeceğimizi zannettim (53).
Demokrasi
özürlü olmamızın nedenini, geçmişin cinsiyet özründe aramak
gerektiğini düşünüyorum (53)
Türkiye
devrimcilerinin handikapları:
1. Osmanlı geleneği
2. Müslüman toplum
3. Kadının toplumsal rolsüzlüğü...
Latin Amerika devrimcileri, hem uzun devrimci geleneklere
sahip olması, hem de kadınların politikleşme sürecinde
yer alması nedeniyle önemli mesafeler almalarına karşın
bugün yeni arayışlar içerisinde...
-Sol
entelektüeller, öğretim ve araştırma ya da medyalarda
çalışmak üzere kazançlı sözleşmelere avlanıyorlar. -Eğer
dövüldüğünü kabul etmezsen, kendini yeniden toparlayamazsın
-Solun kötü bir alışkanlığı, her şeyi sonunda CIA'ya bağlaması...
(Latin Amerikalı bir gerilla liderinin dediklerinden alıntılar
?)
Nasıl
ki insanlar anlayamadıklarını Tanrı'ya havale ediyorlarsa,
sol görünümlü insanlar da CIA ve/veya MIT'e havale ediyorlar...
Aslında yaşayan her canlı, potansiyel olarak "iktidar"
riski taşıyor. İktidarlara karşı gelip yeni iktidarlar
oluşacaksa bunca acıya, göz yaşına, ölüme ne gerek var
ki? (58-60)
(Özel
Akasya Koleji öğretmenlerinden İskoç asıllı Malcom ile
arkadaşlığı, Malcom'un hastalığı... Okula gidip Malcom'un
durumunu anlatmış Mırsal. Neler dinlemiş neler.) Paradan
başka hiçbir değerin olmadığı özel okullar aslında hikaye.
Düşünüyorum, gözlemliyorum, tüm eğitim sistemine karşıyım
yani okullara karşıyım. Bu düşüncelerim belki anarşistçe
değerlendirilebilir. Oysa ki ikiyüzlü, bilimsellikten
uzak,yaratıcılıktan uzak insandan başka ne yetiştiriyor
okullar (63).
Öğretmenin radikal çıkışları gözükse de özünde tutuculuğu
ve sekterliği sergilediğini düşünüyorum.Çünkü kitapların
yırtılması tarihin hiçbir döneminde radikallik olamaz...
Bu tür filmler geri kalmış ülkelerin geri kalmış eğitimleri
için iyi bir mastürbasyon olabilir (Ölü Ozanlar Derneği
için 68).
Sabahın
dinginliğinde hayata başlayabilmek ne güzel, sevişmek
ne güzel. Bazen sabah ezanları bile güzel oluyor. ...Memuriyet
deliğinden sanatsal atışlar yapanlara duyurulur (69)
1980 sonrası süreçte insanlar kendilerini boşlukta buldular.
Özellikle soldaki boşluk cinsellikle doldurulmaya çalışıldı.
Aile yaşamları önemli sarsıntı geçirdi... cinsellik ilk
kez keşfedilmişcesine devrimci gelenekler karalandı (71).
...faşist hareketin yoğunlaşmadığı hatta bulunmadığı bölgelerde
de tek tek faşist aramak gibi yollara başvurulmuştur...
Türklerin silah kullanma geleneğinden olsa gerek anlamsız
silah tutkusu... (72).
1974-1980
döneminden 1990'lara sahici kalan tek değerimizin yaşamlarını
yitiren dostlarımızın olması bana büyük acı veriyor (73).
Paralı Kürtleri toplayarak insan hakları mücadelesi verilemeyeceğinin
farkına varılabilmeli artık (79).
Kapitalizmin
en büyük balayını yaşadığı bir dönemdeyiz (90).
Kendini
bilgiye adayan için düşmanını sevmek yetmez, dostuna da
kin duyabilmeli. Genellikle neden böyle akıllıyım? Ermiş
olmak istemem, soytarı olayım daha iyi (Nietzsche'den
? 104-5)
Kömürlü
körükle kalay yapanlara rastladım İstanbul Üniversitesinin
yanındaki bir sokakta. Körük sahiciydi, ya Üniversitede
yapılan bilim, o sahici miydi? (109)
Her
nevroz bir yabancılaşmanın sonucu olarak ele alınabilir
Putperest, kendi elinin emeğinin önünde eğilir Belli bir
evrede normal olan başka bir evrede patolojiktir Günümüzde
tüketim yalnızca bir tutku değil aynı zamanda bir erdemdir.
Gerçekten değişme amacı taşımayan bir yorum boş, yorumu
yapılmayan bir değişiklik ise kördür. (From'dan ? 112)
Çok
muhalif kitaplar yayınlayanların kapitalizmin kuralları
aştıklarını sanıyordum saf aklımla (115)
Çıktığı,
yetiştiği toprağı sevenleri önemsiyorum. 121
ÖDP'nin yaşı büyüdükçe Cumartesi Annelerine ilgisi azaldı...
Cumartesi Annelerinin acılı yürekleri ile Şehit Annelerinin
acılı yürekleri arasında en küçük bir fark görmüyorum.
(134)
Soru
sormak için söz alan Alevi köylüler de bol bol devletin
bekası için nutuk attılar (144)
Solcuların
boşalttığı alanlara siyasal İslamcılar doluştu...Uluslar
arası koşullar siyasal İslamcılardan yana olabilir. Peki
solcular ne yapıyor? Şu anda büromda yazıyorum. Büroyu
merkez alarak çizeceğim orta çaplı bir dairenin içindeki
tanıdığım sol eğilimli insanların paradan başka bir şey
düşünmediklerini görüyorum. Solcusu, İslamcısı, Kemalisti...
hepsi paranın rengi ile meşguller (145)
Eğer
uçuk veya değil bir ütopyanız yoksa yazma nedeniniz de
yok demektir (146).
Kuruluşunun sekizinci ayı. Ama anlaşılan ÖDP hiç doğamayacak...
Kendisini yenilemeyen, kurnaz, sert, çıkarcı, bürokratik,
hoşgörüsüz, hiyerarşik insanlar yüzünden... Sisteme muhalif
olacaklarına birbirlerine muhalif oluyorlar... Erkek egemen
bir ortam... Kadın ilişkilerinde özgürleşmek gibi bir
kaygıları yok... Nostaljik değerlerinden kıl aldırmıyorlar...
149
Doğa
bilimlerinde uzmanlığı kabulleniyorum ama sosyal bilimlerde
uzmanlığı çok tehlikeli buluyorum 155
Toplumla
bağını koparan siyasi anlayışlar hızla cemaatleşmeye başlıyorlar
174
Refahyol
hükümeti ile çıkar musluklarıyla daha yakından tanışan
İslamcıların çoğu hızla ütopyalarını kaybetmeye başladılar
189
Çocuksu
gençliklerin apışarası ateşi sönüverince şiir de sönüveriyor
231
Subaylık
yaparken subaylığı, öğretmenlik yaparken öğretmenliği
hiç sevmedim 234
İçki
arkadaşlıkları ertesi gün test ve teyit edilmeli... 214
İslamcıların işi zor... Çünkü evleri teknoloji tarafından
kuşatıldı. Yaşamlarını asla ilk biçime göre kuramayacaklar
274
Asker...
kurtarıcı olması mümkün olmayan bir kurum (Ahmet Oktay'dan
alıntı ?) 275
15
yıldan fazla asker olarak yaşayan bu yazının yazarı gördü
ki Türkiye'de sivil yokmuş. Her yeri sahte askerlerle
dolu görünce kahroldu ve keşke askerliğe devam etseydim
dedi. Gerçek askerlerde hiç olmazsa saflık durgunluk,
birazcık da olsa aydınlanma tozu ve vatan aşkı var. Oysa
sahte askerler... karşılaştığın 100 insandan 99.5'i askerlikten
niçin ayrıldığımı sordu ve benim adıma üzüldü. 279
Her
şeyi siyasallaştırmak için ne kadar çok çaba harcamışız
287
Cemal
Süreya'nın hem bürokrat hem edebiyat insanı olması bana
1980 öncesi devletinin demokratik yanının da olduğunu
düşündürdü. O yıllarda sömürge tipi faşizm tahlilerine
fazla takıldığımızdan devletten kaynaklanan güzellikleri
görememişiz 290
Edebiyatımız
dergiler üzerinden yürüyormuş 290
Bugün
HADEP'e oy verenlerin yok edilmesinden söz eden CHP'liler
varsa...292
Yılbaşını
bir ekmekle geçirebilirim, geçirdim (Cemal Süreya'dan
alıntı ? 292)
"Tek
yol devrim"den "Tek yol oy"a giden bir süreçte yer almak
olumluluk mudur 298
Çiftlik
kasabasında erkek çocuk olmuyormuş hep kız çocuğu oluyormuş.
Köylüler suya bağlıyorlar (313)
Gönen
kaplıcalarının suyunun bir başka özelliği de cinsel arzuları
alevlendirmesi (317)
Bir
şeye yaramadıklarında entelektüellerin en önemli görevleri
SUSMAKTIR (Umberto Eco'dan alıntı ? 337)
14
yaşınızda elinize tüfek veriliyor. Oysa o yıllarda elinizde
kız eli olması gerekiyordu 345
Teneffüslerde
kütüphaneye gitmek isterdik ısrarla, kadın yüzbaşının
bacakların görebilmek için. O da bunu bilirdi ki... 347
Fikret
Sarıoğlu: 70'lik bir çınar... Ortaokul mezunu bir çiftçi...
60'lı yıllarda sol ve sosyalizm ile tanışmış bir aydın...
Okuyan, araştıran, sorgulayan bir insan... Tahsil yapmanın
anlamsızlığını yüzünden okuyabileceğiniz biri... Tek başına
kalbilen biri... Kırgın, kızgın, küskün bir insan... 361-2
TANIŞMAK
İSTERİM (Abderalı)
Mırsal'ın
katıldığı etkinliklerden, izlediği oyun ve filmlerden,
okuduğu yazar ve kitaplardan bazıları
Paşabahçe
Grevi
İnsan Hakları Derneği Etkinlikleri
Nazım Hikmet Gecesi
Pir Sultan Abdal
Yol
Sevdalı Bulut
Avrasya Maratonu
Cumartesi Annelerinin eylemleri
Murathan Mungan söyleşisi
Ressam Tarık Durgun sergisi
Bandırma Ömer Gökalp sergisi
Sanatçı Portreleri Sergisi
Nakten Tarih sergisi
Abelart ile Heloise
Işıklar Sönmesin
Ferhat ile Şirin
Benim Adım Kırmızı (O. Pamuk)
Defter dergisi
Tezer Özlü
ENİS BATUR
Hasan Cemal
Nurdan Gürbilek
Latife Tekin
Füsun Akatlı
Ece Ayhan
Sevişmenin Güdüklüğü ve Yüceliği (M.C. Anday) Siyasal
İdealler (Bertrand Russel)
Cemal süreya
Adalet Ağaoğlu
Roland Barthes
Ahmet Oktay
Yalçın Küçük
Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi (Afşar Timuşçin) Çağını Görebilmek
(Memed Fuat)
Ecce Homo (Nietzsche)
Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum (E. Fromm)
İnsan Tanıma Sanatı (Adler)
Cilalı İmaj Devri (Can Kozanoğlu)
Ah Şu Biz Kara Bıyıklı Türkler (Demirtaş Ceyhun)
Ailenin ve Özel mülkiyetin kökeni (Marks ve Engels) Berna
Moran
Murat Belge
Nükhet İPEKÇİ İzet
Derrida
Hasan Bülent Kahraman
Murathan Mungan
Buket Uzuner
Umberto Eco
Bilge Karasu
İshak'lı Gece: Arkadaşı İshak Yavuz'un yurt dışında tedavi
olabilmesi için gerekli olan 100 milyonu bulabilmek amacıyla
düzenlenen gecede çok hüzünlenmiş Mirsal.